17 Ocak 2010 Pazar

Applebees

1989 yılında daha bıyıkları terlememiş bir çocukken girdiğim üniversite hayatım, 1993 yılında bitecekken, tek dersten hem de yaz dönemine ait bir uygulama dersinden uzayınca kendimi spikerlik ve dj'lik kursunda bulmuştum. Babamı kaybedeli 4 yıl olmuş, annem tabiri caizse ne emredersem yapar durumdaydı.. Bırakın dj'liği, oto tamircisi olmak istiyorum desem hay hay evladım diyebilirdi.. Keşke amerika ya da avrupa ülkesi diye tuttursaymışım ama vizyonum da tam bizim ülkeye yakışan darlıktaymış ne yapayım :) Başarıyla sona eren kursun ardından bir iki radyoda kısa süren stajvari çalışmalardan sonra içimdeki girişimci ruh ortaya çıkmış, tam da o dönem pıtrak gibi açılmaya başlayan özel radyolardan ilham alarak kendi radyomuzu neden kurmayalım noktasına getirmişti beni.. Burada uzun uzun anlatmayacağım süreçlerden sonra biraz da 1994 nisanında yaşanan döviz kurlarındaki devalüasyondan kaynaklı nedenlerden ötürü bu macera bana göre hüsranla sonuçlanmıştı. Ama epey dersler aldığımı zannederek sona ermişti bu hayal yolculuğu..

Yıl 2010 ve yaş 36-37.. Bir arkadaşım Amerika menşeli Applebees'i Türkiye'ye getirelim deyince biranda zaman makinasında buldum kendimi. Tabiki yıl 1993-1994.. O dönemin koşullarını düşündüm ve bu dönemle arasındaki benzerliklere ve farklılıklara baktım.. İşte sonuçlar : )

1- 1994'te yaş 21'di ve o döneme göre bir hayli cesurdum. Şimdi ise yaş 36 ve biraz daha korkağım..
2- 1994'teki ekonomik durumum benim özel bir radyo kurmama vesile olamıyordu o yüzden dış kaynaklara bağımlı bir proje geliştirmiştik. Şimdi ise pek dış kaynak gerektirmeyen bir durum söz konusu..
3- 1994'te radyoculuk geçmişim sadece 1-2 radyoda toplasak 2 haftayı geçmeyecek bir deneyimden ibaretti. Hele bir radyo kurmak ve işletmekle ilgili hissiyatımın dışında bir fikrim ve en önemlisi de deneyimim yoktu.. Şimdi de restoran işletmeciliğiyle ilgili çalıştığım işyerinin Cafe'si dışında ki açıkçası bu da tam bir deneyim sayılmaz pek bir fikrim ve deneyimim yok.. Ama incelediğim müthiş başarı öykülerine bakınca biraz da beni cesaretlendiren bir husus var: o da istek, cesaret ve biraz da para olunca deneyimin de çokta şart olmadığı.. Üstelik 1994'e göre 12 yıllık hiçte azımsanmayacak bir yöneticilik deneyimim var.
4- 1994'te o dönemin koşullarına göre çok iyi bir sunum hazırlamıştık. Hakikaten de ben öyle inanmak istiyorum ekonomik kriz olmasa belki de o proje kabul edilmiş olacaktı. Şimdi de çok iyi bir sunum hazırlamamız ve en önemlisi de karşımızdaki insanlara bu işi çok istediğimizi göstermemiz gerekiyor. Çok istemek ve bunu göstermek bence başarının anahtarı..
5- 1994'te yarım kalan bir öykünün 2010'lu yıllarda başka türlü de olsa tamama ermesi beni kişisel gelişimim ve psikolojik faktörler bakımından çok daha ilerilere taşıyacak.. Buna eminim..

Peki bunların ötesinde bunda da yaşanacak olası başarısızlık bana ne getirecek dersiniz..??


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder